0 554 292 59 61
tren
Sosyal Medya Hesaplarımız

Bağımsız Konut Sağlamamak Boşanma Nedeni Midir?

31 Mayıs 2019
236 kez görüntülendi

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun düzenlediği hususlardan biri olan aile konutu, hukuki bir müessese kabul edilmekle beraber ailenin yaşamsal faaliyetlerinin merkezi haline gelen ve devamlılık arz etmek kaydıyla barınma gereksiniminin karşılanmasını sağlayan konut olarak kabul edilmektedir.

TMK m.186 gereğince eşler oturacakları konutu birlikte seçmenin yanı sıra birliği beraberce yönetmek ve birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılmakla yükümlü kılınmaktadır. Kanun koyucunun bu madde çerçevesinde belirttiği yükümlülüklere aykırı davranışlarda bulunmak, her somut olayın şartları kendi içinde değerlendirilmek kaydıyla, genellikle ekonomik kaynak ve paranın özellikle kadın üzerinde bir yaptırım aracı olarak görülmesi, bu tutum ve davranışların da tehdit unsuruyla birleşmesiyle birlikte ailenin maddi ihtiyaçlarını karşılamamak, kadının çalışmasına engel olmak, kadına ailenin ekonomik imkanlarına oranla kısıtlı ve yetersiz harçlık vermek ve konumuzla doğrudan bağlantılı olarak kocanın eşini bağımsız konuttan yoksun bırakarak kocanın eşini kendi ailesiyle yaşamaya zorlaması şeklinde karşımıza çıkan ekonomik şiddet, uygulamada sıklıkla görüldüğü üzere evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle açılacak boşanma davalarına konu olmaktadır.

Buna göre şayet koca, ortak konutun temini için çaba göstermemekle birlikte eşini kendi anne babasıyla yaşama mecburiyetinde bırakıyor ve bu durum da tarafların evlilik birliklerinde huzursuzluk yaratmanın yanı sıra birtakım tartışma ve anlaşmazlıklara yol açıyor ise, kanun koyucu tarafından mevzubahis olunan evlilik birliğinin görevleri yerine getirilmediğinden genellikle bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizliğin mevcut ve sabit olacağı kabul edildiğinden, TMK m.166/1 gereğince evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir ibaresinden yola çıkılarak açılacak bir boşanma davasında boşanmaya hükmedilecektedir. Örneğin, kadının eşinin ailesiyle yaşayacağını bildiği ve buna rıza gösterdiği bir durumda dahi, bağımsız bir konutta yaşamamanın taraflar arasında evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsmış olması ihtimalinde kocanın eşinin kendi ailesiyle yaşamasına rıza gösterdiği ve bunu bilerek evlilik birliğini gerçekleştirdiği gibi bir savunma hakkı doğmamaktadır.

Aşağıda sunulan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararına göre davacı-davalı kadının bağımsız konutta oturma isteğine rağmen davalı-davacı kocanın bağımsız konut sağlamaya yanaşmadığı, eşini kendi ailesiyle birlikte oturmaya zorladığı ve eşini tehdit ettiği anlaşılmakta, durum böyleyken de asıl dava olarak açılan davacı-davalı kadının boşanma davasının kabulüyle boşanmaya karar verilmesi gerekirken; yetersiz gerekçeyle reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU

Esas : 2012/2-1159

Karar : 2013/471

Tarih : 10.04.2013

BOŞANMA ( Kocanın Bağımsız Konut Sağlamaya Yanaşmaması )

KOCANIN BAĞIMSIZ KONUT SAĞLAMAYA YANAŞMAMASI ( Boşanma )

Davacı-davalı kadının bağımsız konutta oturma isteğine rağmen davalı-davacı kocanın bağımsız konut sağlamaya yanaşmadığı eşini kendi ailesiyle birlikte oturmaya zorladığı ve eşini tehdit ettiği anlaşılmaktadır. Durum böyleyken, asıl dava olarak açılan davacı-davalı kadının boşanma davasının kabulüyle boşanmaya karar verilmesi gerekirken; yetersiz gerekçeyle reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.

DAVA VE KARAR

Taraflar arasındaki “boşanma, nafaka, tazminat ve velayet” davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda;

Sivas Aile Mahkemesince asıl dava ve birleşen davanın reddine dair verilen 29.09.2010 gün, 2009/1040 E., 2010/925 K. sayılı kararın incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi”nin 20.12.2011 gün, 2011/1769 E., 2011/22892 K. sayılı bozma ilamı ile;

(…Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadının reddedilen boşanma davası yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Toplanan delillerden; davacı-davalı kadının bağımsız konutta oturma isteğine rağmen davalı-davacı kocanın bağımsız konut sağlamaya yanaşmadığı eşini kendi ailesiyle birlikte oturmaya zorladığı ve eşini tehdit ettiği anlaşılmaktadır.

Durum böyleyken, asıl dava olarak açılan davacı-davalı kadının boşanma davasının kabulüyle boşanmaya karar verilmesi gerekirken; yetersiz gerekçeyle reddine karar verilmesi isabetsiz olmuş; bozmayı gerektirmiştir…)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.Hukuk Genel Kurulu”nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI

Açılıp birleştirilen davalar, karşılıklı boşanma ve fer”ilerine ilişkindir.

Davacı-karşı davalı vekili; tarafların 2006 yılında evlendiklerini, davalı kocanın evliliğin başından beri sergilediği tavırları ile müvekkilinin mutsuz ve güvensiz yaşamasına sebep olduğunu, hakaret ettiğini, evden kovulduğunu ileri sürerek tarafların boşanmalarına, müvekkili lehine 50.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminata ve aylık 500 TL nafakaya karar verilmesini istemiştir.

Davalı-karşı davacı vekili; iddiaların gerçek dışı olduğunu, davacı kadının tam kusurlu olduğunu, müşterek haneyi terk ederek gittiğini, müvekkilinin tüm çabalarına rağmen dönmediğini, hasta olan müşterek çocuğa bakmadığını terkten sonrada hiç aramadığını, müvekkilinin de boşanmayı talep ettiğini bildirmiş, birleştirilerek görülen dava ile de davalının kusurlu hareketleri neticesinde evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını, belirterek tarafların boşanmalarına karar verilmesini, müşterek çocuğun velayetinin müvekkile verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece; taraflar arasındaki evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı olgusunun somut delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı-karşı davalı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece, yukarıda belirtilen bozma ilamında açıklanan nedenlerle karar bozulmuştur.

Yerel Mahkemece, önceki gerekçeler genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiş, direnme kararı davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; mahkemece, toplanan deliller dikkate alındığında, davacı-davalı kadının açtığı boşanma davasının kabulüyle boşanmaya karar verilmesi gerekip gerekmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle davacı-karşı davalı kadının bağımsız konutta oturma isteğine rağmen davalı-karşı davacı kocanın bağımsız konut sağlamaya yanaşmadığı, eşini kendi ailesiyle birlikte oturmaya zorladığı ve eşini tehdit ettiği anlaşıldığına göre, Hukuk Genel Kurulu”nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ

Davacı-karşı davalı vekili vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Dairenin bozma kararında açıklanan nedenlerden dolayı ( BOZULMASINA ), tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, yapılan görüşmede oybirliği ile karar verildi.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Ziyaretçilerimiz tarafından yapılan yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?